Filinta Ne Zaman Yayınlanıyor?

Filinta Ne Zaman Yayınlanıyor?

Trt’nin son dönem ataklarından Flinta, ilk bölümü 23 Aralık Salı akşamı saat 19:55‘te Trt1 kanalında ekranlara geldi. Başarılı yapım Salı akşamları 19:55‘te yayınlanmaya devam ediyor.

TRT’nin bugüne kadar yaptığı en yüksek bütçeli prodüksiyonlardan Diriliş Ertuğrul dizisi‘nin ilk bölümü de iki hafta önce 10 Aralık’ta yayınlanmıştı.

Filinta Ne Zaman

Filinta Konusu

FİLİNTA Bir Osmanlı Polisiyesi…

Filinta, Osmanlı’nın temel gücü olan hukuka bir saygı duruşudur. Hikaye Galata Kadısı Gıyasettin Hatemi ve onun yetiştirdiği Galata Amiri Filinta Mustafa ekseninde geçer…

Mustafa oldukça zeki, maharetli, yakışıklı bir gençtir. Kendisi gibi öksüz ve yetim olan en yakın arkadaşı Ali ile birlikte zaptiye olarak görev yapmaktadır.

Kadı Gıyasettin ise, Simavnalı Bedrettin’in soyundan gelen bir aileye mensup, küçük yaşlardan itibaren Şam, Buhara, Kahire ve Konya’da eğitim görmüş bir kadıdır. Kalender ve soğukkanlı bir yapısı vardır.

Damıtılmış bilgeliğini her sahnede bize gösterir. Ayrıca sarayda şehzadelere eğitim vermiştir. Sultan ile hoca- öğrenci ilişkisi vardır. Hikayemiz, Mustafa ve Ali’ye kurulan bir komplo ile başlar.

 

Son dönemde iddialı yapımlarla izleyicinin karşısına çıkan TRT’nin yeni dizisi Filinta’nın setini Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ziyaret etmişti.

Avrupa’nın En Büyük Dizi Seti Kuruldu

Dizi setinde açıklamalarda bulunan Yalçın Akdoğan dizi setini çok beğendiğini söyledi. Avrupa’nın en büyük dizi setine sahip Filinta İzmit’te çekiliyor.

 

Filinta Nedir?

Kelime anlamı:

1) Namlusu kısa, bir tür küçük tüfek.

2) Yakışıklı

Filinta Hangi Romana Benziyor?

Filinta dizisindeki tarihi mekanlar ve kurgu yapısı ünlü roman yazarı İhsan Oktay Anar‘ın iletişim yayınlarından çıkan Puslu Kıtalar Atlası romanındaki tarihsel dokuyla çok benzeşiyor.

1995 yılında ilk defa yayınlanmış bu kitap, aynı zamanda yazarın ilk kitabıdır.

Hatırlayalım romanın konusu neydi;

İhsan Oktay Anar

Puslu Kıtalar Atlası Konusu Nedir?

“Olaylar, M.S 1681’de İstanbul’da geçmektedir. Ama onun deyişiyle “ Konstantiniye” deyiz. Yazar bunu bile size pat diye söylemiyor. Lafı öyle evirip çeviriyor ki kitabın başında, cümle bitip siz anlamak için yeninden aynı cümleyi okuduğunuzda bu sonuca varıyorsunuz.

İstanbul’un her bir köşesine gidiyor okuyucu. Galata meyhanelerinde içip, sokaklarda naralar atıyor; saray avlularına şöyle bir uğruyor, Ermeni ve Rum semtlerinde esnafla alışveriş yapıyoruz. Güzelim İstanbul’un her noktasına nüfuz ediyoruz kısaca.

Peki anlatılan olaylar neler derseniz şöyle buyurun:

Arap İhsan isimli amansız bir korsanla başlıyoruz hikâyeye. Galata’ya yanaşan gemiden, kulağından tutuğu Alibaz isminde bir çocukla evine gitmektedir. İşte burada bile hayal gücünün ürünlerini görmeye başlıyoruz. Alibaz, üç yaşına kadar afyonla uyutulmuş bir çocuktur.

Zira çok yaramazdır, bu nedenle de uyusun da kurtulalım mantığıyla afyonla susturulmaya çalışılmıştır. Afyona karşı kazandığı bağışıklık onu uykudan etmiştir. Feci bir biçimde yaramaz olmasıyla birlikte, uyumaması da etrafındakileri çileden çıkarmaktadır.Arap İhsan ise tam bir külhanbeyidir.

Tepesinde bir tutam bırakılacak şekilde kesilmiş saçı, sırtında ve geniş göğsündeki savaş ve kırbaç izleriyle süslü iman tahtası( yazar böyle diyor) ile tam bir yiğittir. Ama bir o kadar da belalı. Öyle ki, Venediklilere saldırdıklarında, sırtında dev sandıklarla kaçarken, arkasından kurşun sıkanlarla alay etmeyi adet edinmiş bir korsan.

Nasıl Alibaz uyku nedir bilmiyorsa, Arap İhsan da korku nedir bilmiyor.Evine gittiğinde ise ana karakterler diyebileceğimiz diğer iki kişiyle tanışıyoruz. Bunlardan biri Arap İhsan’ın yeğeni, Uzun İhsan Efendi. Bu karakter hayli ilginç, çünkü hikâyeyi yönetme gücü var. Ayrıca, bu gücünün kaynağı ise yazara çok benzemesidir.

İhsan Oktay Anar gibi, uzun boylu ve çekik gözlü. Ayrıca adaşlıkları da ortada. Yazar bunu başka kitaplarında da yapıyor. Diğer kitaplarında da başka Uzun İhsan Efendiler çıkıyor karşımıza.”

Kaynak